U'mutlu Çocuklar

2014 yılının bir günü, ben; Nergis Seli, edebiyatla ve kitaplarla kurduğum bağ sayesinde instagramda on binlerce kişiye ulaşmıştım. O sıralar sosyal medyanın yoruculuğundan usanmışken ve hesabımı kapatıp kapatmamak arasında gidip gelirken, çok sevdiğim, genç bir takipçimden mesaj geldi. Şöyle diyordu: “Ablacım ben öğretmen oldum ve Erzuruma atandım. Burada hiç kitap yok, çocukların ayağında çorap bile yok. Destek olur musun, sesimi duyurmama yardımcı olur musun?” Dedim; “Nasıl olmam!” ve oldum. 

Duyurular yaptım, etrafımdan para topladım. Dilenci gibi gezindim günlerce, her kapıyı çaldım... Sonra kızımı giydiriyorum bir gün, baktım on çift ayakkabı, oysa Kumsal içlerinden ikisini giyiyor. Dolabı açtım montlar, oysa İzmir sıcak memlekettir. Sepetlere baktım oyuncaklar yığılmış! Bu böyle olmamalıydı... O andan sonra olmayacaktı. Kumsal’la sahip olduğumuz her şeyi ikiye böldük ve o uzaktaki çocuklarımıza, kardeşlerimize gönderdik. Çok da iyi ettik...   

Anladım ki insan yardım etmeye kendinden başlamalı! 

Bu okulumuza desteğimiz devam ederken Şırnak’tan bir öğretmenimiz daha ulaştı sonra bir tane daha, bir tane daha... Van, Bitlis, Manisa, Adana... Liste uzuyordu. Bu arada İstanbul’dan, Almanya’dan güzel gönüllü insanlar mail atmaya başladı. Hesap numaramı istiyorlardı, para göndereceklerdi. Nasıl kabul edebilirdim ki? Resmi hiçbir dayanağım yoktu! Ama en büyük dayanağım; güvenlerini kazanmış olmaktı! Paha biçilemezdi. Artık tamamlanmıştım. Çocukluk hayalim Afrika’ya gönüllü hemşire olarak gitmekti. Yolculuğum başlıyordu. Hayalim gerçek oluyordu. Köy köy, kasaba kasaba ulaşıyordum işte hayalime! Cemal Süreya diyor ya: 

Asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor
Bütün kara parçalarında 
Afrika hariç değil

Yoksulluk bütün kara parçalarında ama asıl yoksulluk; görüp de kafasını çevirende, duyup da kulağını tıkayanda, tutup da bırakmayan da... Böylece bu dernek kurulmuş oldu! 

Kurucu üyelerimize gelince, onca işlerinin, dertlerinin arasında bana daima destek olan ailemdir! Teşekkür onlara az gelir...

Bazen umutsuzluğa kapılıyorum oysa adımızda UMUT var değil mi? “U’mutlu Çocuklar” ama ne dernek diyorum! Hangi umudu vadetmekten bahsedebilirim ki çocuklara... hangi savaşı, hangisini bitirmeye yeter herhangi bir kitap! Yeter mi? Bilmiyorum! Yine de işte bir insan olarak, bir kadın olarak, bir anne olarak; evimde, koltuğumda oturup kahvemi yudumlarken ya da kek pişirirken, kızımla göz göze geldiğimde şunu düşünüyorum: Ne yapmalıyım? Çocuğum için ve bütün çocuklar için ne yapabilirim? Çünkü bir şey yapmazsam bu eve sığamam. Çünkü diyorum ben “yalnızca kendi çocuğumu sevmiyorum!”

Duyuluyor mu okurken yazdıklarım?
Ben, yalnızca kendi çocuğumu sevmiyorum! 
Bütün çocuklar benim! Bütün bu çocuklar hepimizin!

 

Yukarı ↑